böcekbaşı: osmanlı dedektifi

26 Haziran 2015

İstanbul kadısının emrinde
görev yapan böcekbaşı.
Kulalı Evangelinos Misailidis’in 1870’lerde Karamanlı Türkçesi ve Osmanlı üslubuyla ama Rum harfleriyle yayımlanan Temaşa-i Dünya ve Cefakâr ü Cefakeş (Seyreyle Dünyayı) eseri, ilk Türkçe romanlardandır.
“Onuncu Bab: Lokantacı ve hırsızların eline düştüğüm beyanında” bölümünde anlattıkları, H. Rahmi Gürpınar’ın Eşkıya İninde romanına ilham kaynağı olmuş. Misailidis, İtalya’da “cadde hırsızı” denen (bizdeki yolkesen eşkıyası) soyguncuların reisini “böcekbaşı” diye tanıtıyor. Osmanlı kolluk örgütlerinde ise, böcek denen dedektiflerin şefi böcekbaşı idi. Kent kadılarının, tövbekar olmuş eski soygunculardan seçtiği bir böcekbaşı, kendisi gibi “deneyimli”lerden(!) -aralarında kadın da bulunan- bir ekip oluştururdu. Bunlar, tebdilen (tanınmaz kıyafetle) dolaşır, sorup soruşturur, faili meçhul cinayetleri aydınlatır, hırsızları yakalarlardı. Böcekbaşınm resmî bir kıyafeti de vardı. II. Meşrutiyet’te hükümetin her tarafa saldığı taharri memurlarına (sivil polislere), aydınlar “böcek”, ülkeye de “böcekli memleket” demekteydiler.


*ntv tarih şubat 2010'dan aldım
Share on :

2 yorum:

Orbis Piktus dedi ki...

Şaşılır şey değilmiş, şimdi de küçük dinleme cihazlarına verilen adla aynı olması bu mesleğin. Sivil polislerin mantığı gereği kendilerini kamufle etmeleri, tebdil-i mekan gezmeleri gerekirken o dönemde de belli kıyafetleri varmış demek. Ellerinize sağlık.

Sevgiyle..

ben hayattayken dedi ki...

dinleme cihazlarına aynı ismin verilmesi. evet. bunu atlamışım.

 
Copyright © 2015 benhayattayken
Distributed By My Blogger Themes | Design By Herdiansyah Hamzah