seks imtihanında cinnet geçiren insanlığın tarihinden dehşetengiz sahneler

02 Haziran 2015

asurlularda, tecavüzde bulunmuş bir kocanın işlediği suça karşılık olarak karısına tecavüz edilmesi bir mahkeme hükmü olarak uygulanırdı.

babilliler bütün kadınları belirli bir zaman tapınak fahişesi olarak çalışmaya zorluyordu. heredot'a göre, "ülkenin yerlisi olan her kadın, hayatında bir kez de olsa afrodit tapınağına gidip kendisini yabancı bir adama teslim etmeliydi."

antik mısır yaratılış tanrısı atum evreni bir mastürbasyon eylemi neticesinde yaratmış idi. bu yüzden firavunlar bahara doğru törenle nil nehri'ni karşılarına alıp mastürbasyon yaparlar, atum'un eylemini taklit ederek bütün uygarlıklarının kalbi olan nil nehri'ni onurlandırırlardı.

"eğer bir adam," diye yazıyor tevrat'ta, "kavga ediyorsa ve onlardan birinin karısı araya girip dayak yiyen kocasını diğer adamın elinden kurtarmak için eliyle adamın hayalarını tutuyorsa; ona merhamet etmeyin."


iacopo tintoretto, samanyolu'nun yaratılışı. XVI. yüzyılın sonları. tintoretto samanyolu'nun antik yunan efsanesinden yola çıkarak tanrıça hera'nın memelerinden gelen bir süt ırmağıyla yaratılışını canlandırıyor.

onanizm batı dillerinde mastürbasyon sözcüğü yerine yaygın olarak kullanılır. onan, tevrat'tan bir karakter ve hikayesi şöyle. er adındaki bir adamın ölümü ardından tanrı, er'in erkek kardeşi onan'a merhumun dul karısıyla evlenmesini emretmiş . onan dul kadınla defalarca yatağa girmiş ama her defasında kadının içine boşalmak yerine "menisini yere akıtmış". tanrı bundan memnun kalmamış ve onan'ı ölüme mahkum etmiş.

kitâb-ı mukaddes'te şöyle deniliyor: "gençken evlendiğin karınla mutlu ol... hep seni doyursun memeleri."

hz süleyman'a atfedilen ezgilerin ezgisi'nde , "keşke kardeşim olsaydın, / annemin memelerinden süt emmiş / dışarıda görünce öperdim seni, / kimse de kınamazdı beni. "deniliyor. yine deniliyor ki: "hurma ağacına benziyor boyun, / salkım salkım memelerin / "çıkayım hurma ağacına derim, / "tutayım meyveli dallarını." / üzüm salkımları gibi olsun memelerin, / elma gibi koksun soluğun, / en iyi şarap gibi ağzın." 

talmud'a göre cinsel organa ancak işerken dokunulabilirdi ve bekar erkeklere bu da yasaktı.

tevrat'ta sadece adet gören kadınlar pis olarak görülmüyordu, o kadınların dokunduğu şeylere dokunanlar da pisti.

antik yunan'da sporcular çıplak yarışırdı. kadınların izlemesine izin verilmeyen bu müsabakalarda penisin başının görünmesi ayıplanır bunun için penis başının üstüne çekilen sünnet derisinin ucu bir sosis ucu gibi görünecek şekilde kurdeleyle bağlanırdı.

charles-auguste mangin, "sappho" 1867
antik yunan'da oğlancılık bir eğitim müessesiydi. kuramsal olarak, geleneksel eğitimini tamamlayan bir erkek çocuk, genellikle genellikle otuzlu yaşlarında olan kendinden büyük bir erkeğin kanatları altına girerdi.

bir afrodit kültü rahibesi olan sappho, lesbos (midilli) adası'nda bir tapınakta çoğu sevgilisi olan öğrencileriyle birlikte yaşadı ve lezbiyen aşka dair harika şiirler yazdı: "Önce ay battı sonra da yedi yıldızı ülkerin / gece yarısı, akıyor çağ, yalnızım yatağımda"

şöyle ilginç bir meme öyküsü var:   iö 5. yüzyılda yaşayan ve phryne olarak bilinen hetairai (fahişe) ile ilişkilendiriliyor. phryne, sevgililerinden biri tarafından o dönemde cezası ölüm olan dinsizlikle suçlanıyor. yargılanması sırasında onu müdafaa eden hatip hypereides, savunmasında hiçbir ilerleme katedemiyor ve yargıçların mahkumiyet kararı kesinlik kazanınca, kadının herkes tarafından görülebileceği bir yere götürülmesini sağlıyor; üzerindeki harmaniyeyi yırtıyor ve göğüslerini çırılçıplak ortaya çıkarıyor. memelerinin güzel görüntüsü ve dava vekillerinin aşırı heyecanlı müdaafaları yargıçların yüreklerinde öylesine büyük bir merhamet doğuruyor ki, ölüm cezasından vazgeçiyorlar.  bu beraatten sonra yargıçlar üzerinde benzer bir etkiye neden olunması korkusuyla, suçlanan herhangi bir kişinin -kadın ya da erkek- mahkemede mahrem bölgelerini göstermesini yasaklayan bir karar alınıyor.

atina'nın her köşesinde kalkık penisiyle tanrı hermes'in heykelleri birden karşınıza çıkabiliyordu.

mö 378'de thebai'de "şahsi sevgiyle" birbirlerine bağlanmış genç erkeklerden kurulu 150 çiftlik elit bir birim oluşturuldu. "kutsal thabai takımı" adı verilen bu birlik yenilmezdi: askerler savaş alanında birlikte savaştıkları sevgililerinin karşısında itibarlarını korumak için büyük kahramanlıklar gösteriyorlardı.  mö 338'de chaeronea savaşı' II. phillip ve oğlu iskender'le karşılaşana kadar yenilmezliklerini sürdürdüler. teslim olmayı reddedip yok olana kadar da savaştılar.

degas, "delikanlıları kışkırtan spartalı genç kızlar" 1860 civarı

yedinci yüzyılda yaşamış olan, büyük taocu hekimlerden sun szu-mo uyarıcı bir öykü anlatır. söylediğine göre, yıllar önce 70 yaşın üstünde bir köylü ona danışmaya gelmişti. “dedi ki, günlerdir yang özüm fazlasıyla bol; öyle ki, karımla gündüzleri bile ilişki kurmak ve her seferinde doruğa ulaşmak istiyorum. bunun benim yaşımda iyi mi kötü mü olduğunu bilmiyorum!’ ona dedim ki, ‘ne talihsizlik! kandile ne olur, bilmiyor musun? tam sönmeden önce, fitilinin alevi önce hafifler, sonra aniden parlar.' sonra da söner...senin için çok endişeleniyorum ve sana sadece, kendine çok iyi bakmanı tavsiye edebilirim.’ adam altı hafta sonra hastalanıp öldü.” sun bu vakayı kayıtlarına “gelecek kuşaklara bir uyarı” olarak geçirmişti.

taocu çin'in yatak odası sanatı
kitaplarında  tavisye edildiği gibi,
"salınan kelebekler"
pozisyonu
çin ekonomisinin ve toplumunun kriz içerisinde olduğu han dönemi sonuna gelindiğinde, taocu “kilise”nin başı olan çang çüeh, han’ı devirip, taocu bir imparaluk kurmaya karar verdi. bu hırslı plana, askerleri başlarına sarı eşarplar takan ve shih tsui, yani, “suçtan kurtulmak” amacıyla yeniay ve dolunay gecelerinde toplu seks yapan bir orduyla birlikte girişti. sarı sarıklılar ayaklanması kanlı yollarla bastırıldı, ama aynı mistisizm yüzyıllar içerisinde ve özellikle de, medyumların, sihirbazların ve büyücülerin geleneksel meskeni olan şantung bölgesinde tekrar tekrar alevlenecekti. 1950 gibi ileri bir târihte komünist çin’de bile, (kumg-jning'jih'pao gazetesinin deyimiyle) “utanç verici derecede şehvet düşkünü önderleri”nin üyeleri ölümsüzlük ve hastalıktan kurtulma yolu olarak rasgele cinsel ilişkilere yönelttikleri gizli bir taocu tarikat bulunmaktaydı.

pompei, haneiçi duvar resmi
roma'da tiber nehri kıyılarında şarap tanrısı dipnysos'a tapınanların kutsal saydığı korularda yapılanlar akıl alır şeyler değildi. şarap banyoları yapılıyor, elli beş metrelik fallus tasvirleriyle geçit törenleri gerçekleştiriliyor, seks orjileri düzenleniyordu. başlangıçta devlet tarafından pek umursanmayan âlemler neden sonra toplumsal etkisi hissedilir seviyeye geldiği farkedilince korkunç bir kovuşturmaya uğradı ve tamamen yasaklandı.

roma'da bir 'itaatkar venüs tapınağı' vardı. roma'yı bu tapınağın kendilerini venüs'e adamış vesta bakirelerinin masumiyetinin koruduğuna inanlırdı. roma'nın sıkıntıları vesta iffetsizliğinin bir kanıtı olarak görülürdü. bu yüzden ne zaman bir felaket yaşansa bakirelerden birinin namus yeminini çiğnediği, bi erkeğe kendisini teslim ettiğinden şüphelenilir, bir takım işkenceli sorgulamaların ardından bir veya bir keç bakire katledilirdi.

kilisenin her zaman hazza karşı bir duruşu oldu. bu seks söz konusu olunca daha belirgin oluyordu. aziz benedikt zihninde beliren bir kadın görüntüsü yüzünde kıyafetlerini çıkarıp, bedenini yara bere içinde kalana kadar dikenli yatakta yatıyordu. 3. yüzyılın meşhur alimi origen cinsel organını kesip atmıştı. augustinus, "geceleyin şeytan güzel bir kadının çekici suretine bürünür," diye yazmıştı 'itiraflar'ında, "bütün hatlarıyla şehevi düşünceler uyandırırdı." aziz augustinus'a göre cinsel organların ısrarlı talepleri, adem ve havva'nın günahlarından ötürü tanrı'nın insanlık üzerindeki lanetiydi. azize alexandra erkekleri baştan çıkarmamak için on yıl boyunca kendini mısır'da bir mezarın dört duvarı arasına hapsetmişti. papa büyük gregory (540-604) evlilik içi cinsel ilişkinin ancak zevk içermediği müddetçe caiz olduğunu ilân etti. kilise, günahlarını itiraf eden cemati için belli dönemlerde güncellenen ceza klavuzları hazırlıyordu. bu klavuzlarda bir takım yortular, kutsal bir takım günlere ilişkin yasaklamalardan ötürü ayda ancak dört gün sekse izin verliyordu. ceza klavuzlarında itirafçılar kendilerini daha da açabilsinler diye rahiplere şu tarz sorular sormaları tavsiye ediliyordu: "dostum, genelde oğlanların yaptığı gibi aletine dokundun veya onu okşadın mı?"

khajuraho, orta hindistan’da, madhya pradesh eyaletinin chattarpur bölgesinde yer alan küçük bir kasaba. bu küçük kasaba üzerinde kamasutra'dan sahnelerin tasvir edildiği heykellerle donatılmış irili ufaklı 25 tapınağı ile meşhur. batı muhafazakarlığının dolayımından geçmiş bizler için şok edici bir takım manzaralar sözkonusu.
aziz heronymus, bakirelere hiç yıkanmamalarını, -aksi takdirde çıplak vücutlarını göreceklerdi- ya da ne azından havanın kararmasını beklemeleri gerektiğini söylüyordu.

ortaçağ'da şöyle bir inanç hakimdi: "eğer bir kadın bir tecavüz neticesinde hamile kaldığını iddia ediyorsa bu yalandır. zira tecavüze uğrayan insanların sıvıları akmaz, beden fonksiyonları çalışmaz ve hamile kalamazlar."

14. ve 15. yüzyılda otuz üç tane venedik manastırı yasadışı cinsel falliyetten dolayı yasal kovuşturma geçirmişti. adı en kötüye çıkmış olan saint' angelo di contorta manastırı'nda şehrin en iyi ailelerinden kızlar bulunuyordu ve elli iki kez kovuşturma geçirmişti. kötü şöhretli rahibe liseta di conelli tekrar tekrar sıuçlanmış hatta bir keresinde genç sevgililerinden birine bir bakireyi sunması olay olmuş, sonunda manastırdan atılmıştı.

II. henry'nin kadehi sevgilisinin memesi şeklinde yapılmıştı.

ortaçağ'da bazı bölgelerde eşcinseller taşaklardan asılarak idam edilirdi. veya kimi bölgelerde yakılırlar ve bu işlem esnasında ailelerinin de alevler sönene kadar orada bulunmaları şart koşulurdu.

yahudilerle seks her yerde yasaktı. onların şeytan kokusu taşıdıkları ve keçi ile domuz doğurduklarına inannılırdı.

ortaçağ'da yahudiler çocukların uyurken gülümsemelerinden hoşlanmazlardı, çünkü böyle durumlarda lilith'in çocukların cinsel organlarıyla oynadığına inanırlardı.

halka açık alanlarda gerçekleştirilen idamlarda temel sorun asılan adamın ereksiyonu ve boşalması idi. (bütün asılma vakalarında görülen mekanik bir durum.) bu, idam eyleminin ciddiyetini tehdit eden bi uygunsuzluk olarak değerlendiriliyordu. mahkumlar özellikle bu tür durumların önüne geçmek üzere özel olarak hazırlanırlardı.

peru'da bir içki kabında
tasvir edilen heteroseksüel
anal ilişki. sonraki
çağlarda yaygın bir
gebelik önleme
yöntemi oldu.
eşcinsel hükümdarlar da vardı. mesela anüsüne ısıtılmış bir maşa sokularak öldürülen ingiltere kralı II. edward gibi. aslan yürekli I. richard da gençliğinde fransa kralı II. philip augustus'la uzun soluklu bir ilişkiye girmiş ve zamanının çoğunu onunla geçirip yatağını paylaşmıştı.

ortaçağ sonlarında bir karnaval oyununda bir kadını banyoda düşleyen bir adam şöyle diyordu: "sizi bir mayıs banyosunda gördüğüm an / hemen oracıkta / onbirinci parmağımla okşamak isterdim."

charlemagne sarayı'nda yaşayan alcuin (735-804) adındaki bir keşiş-âlim piskopos sevgilisine şöyle bir mektup göndermişti: "o tatlı anılarla sevginizi ve dostluğunuzu düşünüyorum, saygıdeğer piskopos. tatlı boynunuzu arzularımın parmaklarıyla kavrayacağım o güzel anı özlüyorum. heyhat, keşke elimden gelseydi de, habakkuk gibi yanınızda olabilseydim. nasıl da kucağınıza atılırdım... dudaklarımla yalnızca gözlerinizi , kulaklarınızı ve ağzınızı değil, her bir parmağınızı, ayak parmaklarınızı... bir kez değil defalarca nasıl da öperdim."

haçlı seferleri ile birlikte müslümanları cinsel aşırılık ve eşcinsellikle ilişkilendiren bir demonoloji oluştu. kutsal topraklar her yaş ve sınıftan erkekle livata yapmayı alışkanlık hale getirmiş müslümanlardan kuratarılmalıydı.

penis boyu her zaman bütün külürler için en hassas konulardan biri oldu. geç ortaçağ döneminin koruyucu kasık altı kalkanı,
zırh altından bile (kullanılması olanaksız da olsa) kesin bir gösteride bulunmak amacıyla tasarlanmıştı.

öte yandan islam kesinlikle cinselliği katolik kilisesi gibi lanetli bi şey olarak görmüyordu. allah'ın kullarına duyduğu sevginin nişanesi bir nimetti seks, öyle ki müslümanlar her zaman peygamberlerinin olağanüstü cinsel gücüyle gurur duydular.

peygamberin toplam 11 kadınla evlendiği, bunlardan ise en çok dokuzu ile aynı anda evli bulunduğu, hadis ve siyer kaynaklarından anlaşılmaktadır.

nikâhlı eşleri dışında muhammed’in en az dört cariyesi ile cinsel yakınlık içinde olduğu ve bunların birinden çocuk sahibi olduğu, sünni gelenekte muteber sayılan kaynaklarda kaydedilmiştir. cariyelerin ikisi olan mariye ve reyhane ile muhammed’in nikâhlandığı (dolayısıyla toplam eş sayısının 13 olduğu) bazı islami kaynaklarda savunulmuş ise de, bu rivayetler inandırıcılıktan yoksundur.

hıristiyan ortaçağı'nda ayrıca yeryüzü cenneti için yola çıkan heterodoks tarikatlar da vardı:

tabor’un güneybatısındaki pribram’da yaşayan ve utancı ortadan kaldınp “yeryüzü cenneti”ni kurmak isteyen pikardlar, 1421 yılında bir ateşin etrafında dans etmek üzere soyunduklarında, bazı erkekler utanmış ve diğerlerinin önünde edepbezlerini (rusce) çıkarmayı reddetmişlerdi. bunun üzerine kadın üyeler, erkekleri zorla soymuşlar ve “kafesini terk et, ruhunu bana ver ve benimkini al!” sözleriyle cinsel ilişkiye davet etmişler, bu davete hemen oracıkta icabet edilmişti

"ademitler amsterdam'da", tezli resim, 17. yüzyıl
geç ortaçağdaki adamitler, cinsel birleşmenin yemek içmek kadar doğal olduğunu, dolayısıyla da utanç duymadan herkesin gözü önünde gerçekleştirilebileceğini savunurlarken, çağımızın 1927’de ölen adamit gurusu ludwig christian haeusser buna “tüm organların eşit olduğu” öğretişini de eklemişti. örneğin, “dudaklarla büyük dudaklar arasında” hiçbir fark olmadığını göstermek için, müridi olan kadınlara cunnilingus yapmaya fevkalade düşkündü. bu sırada kadınlan çok memnun ediyor olmalı ki, bir kızlar okulunda başöğretmen olan müritlerinden biri, efendi- vasinin yaratacağı dünyada cinsel birleşmenin artık yalnızca oral yoldan olacağını vaat ederek yandaş kazanmaya çalışıyordu.

thüringenli vaftizci glaus ludwig de gerçek kutsamanın kadın ve erkek müritlerin tensel birleşmesinden ibaret olduğu: zira erkekle kadının birbirlerini ancak cinsel birleşme yoluyla kurtarabilecekleri kanısındaydı. nitekim, incil’den bölümler okuduktan sonrâ, ‘‘gidin ve tanrı'nın emrettiği gibi çiftleşin ve çoğalın!” sözlerini söyler söylemez müritler çırılçıplak soyunuyorlar ve önlerine kim çıkarsa çiftleşiyorlardı, buna da “christerie” deniyordu.

giorgione "uyuyan venüs" 1509
1433'te york'ta karısı tarafından iktidarsızlıkla suçlanıp mahkemeye verilen bir adamı mahkeme, şahitlerin huzurunda bir fahişenin karşısına çıkarttı. kadın göğüslerini açtı, adamı öptü ve önceden ateşte ısıttığı elleriyle penisini okşadı. adam ereksiyon olamadı ve mahkemede karısını haklı buldu.

prezervatifin büyük italyan anotomicisi fallopius tarafından  (ama gebeliğe değil, frengiye karşı bir önlem olarak) icad edildiği sanılıyor. uzun süre frengi için kullanıldığı söylenip aslında daha çok bir takım kazalardan kurtulmak için kullanılan prezervatifler genellikle koyun bağırsağından bazen de balık derisinden yapılırlardı.

aretino2nun kitabında romano'nun garvürü
pornografi sözcüğü yunanca "porgraphe" sözcüğünden gelmektedir ve "orospularla ilgili yazı" anlamını taşımaktadır. matbaa ile pornografi avrupa'da tarihte görülmemiş bir demokratik nitelik kazandı. eskiden sadece yüksek sınıflara has bi zevkken şimdi pornografik romanlar her sınıftan insana rahatça ulaşmaya başladı. bu kitapların içinde en ünlüsü aretino'nun romano/raimondi'nin gravürleriyle süslenen "sonetti lussurio"su idi. (ya da daha yaygın ismiyle "aretino's postures" [aretino'nun pozisyonları]) kitabın giriş cümleleri şöyleydi: "Bu bir soneler kitabı değil... / Doğrusu burada tarifsiz y***lar / Ve onları içine alan a*lar ve g*tler var / Tıpkı bir kutudaki şeker gibi. / Burada s*ken ve s*kilen insanlar var. /  Ve a*larla ya**kların anatomileri /  Ve çokça kayıp ruhla dolmuş g*tler. / Burada insan şimdiye kadar görüldüğünden / Daha sevimli şekillerde si**şiyor / Bir fahişe hiyerarşisi içinde. / Sonunda yalnızca aptallar / Bu leziz lokmalardan iğreniyor /  Ve Tanrı g*t s**meyen herkesi affediyor." (sansür bana ait. orjinalinde yok.)

vşktoryenlerin "gece boşalmaları" gibi günahlara karşı kendi zırhları bulunmaktaydı. bu penis halkası gibi acımasız araçların uyuyan erkeği rüyalarında daha da ileriye gitmeye zaman bulamadan uyandıracağı kesindi.
1622'de basılan ve şairinin (théophile de viau)  ölümüne neden olan sone de hazin bir hikaye anlatılıyordu: "pyhliss, her şey b....n; frengiden ölüyorum, / tüm gücüyle bana saldırıyor; / boynu büküldü s., ve güçten düştü / berbat bir ülser konuşmamı bozdu. / Otuzgün terledim, bulamaç kustum; / Hiç bu kadar acı çekmemiştim; / En dayanıklı insan bile bu ağırlığı kaldıramam, / Ve derdimin geçeceği yok. / En samimi arkadaşlarım bile yanıma gelmiyor; / Hatta bu haldeyken kendime / dokunmaya cesaret edemiyorum. / Phyllis, hastalığı seni s... kaptım! / Tanrım, çok kötü bir hayat sürdüğüm için pişmanım, / Ve eğer senin öfken bu sefer beni öldürmekse, / Bundan böyle sadece / götten s... yemin ediyorum!" şair yasa koyunun emrettiği üzere erkek cinsel organını sansürleyerek yazmıştı ama mahkeme açıkça "göt" dedi diye mahkum etmişti onu.

jéan leon gérome "bursa kadınlar hamamındaki büyük havuz"da oryatalizmin şehvetli doğusunu resmediyor
pornografi osmanlı'da da kendine yer bulmuş bir alandı. nasreddin hoca folklörik pornografinin bir starıydı. bir kaç örnekle hocamızı analım: "nasreddin hoca'nın avratı bir gün boş evde a*na bakmış demiş ki: "benim devletim ve saadetim a*! senin yüzünden bunca saadetlere uğradım, kim bilir daha ne saadetlere uğrayacağım". derken, hoca tesadüfen işitmiş. görmüş ki, hal böyle. hemen dışarı çıkmış, s*ni açmış, "beni türlü belalara uğratan hep sensin! daha kimbilir ne belalara uğratacaksın" diye ağlarken avratı içerden işitmiş, dışarı gelmiş. görmüş ki hoca s*ni ta**nı açıp durmaz, ağlar. "koca, n'oldun?" demiş. hoca da demiş ki: "behey a*ını s*ktiğim! Ben senin a*ının düğününe gelmedim. sen benim s*kimin yasına niçin gelirsin?" demiş..."

osmanlı döneminde yazılan ve cinsellikten en serbest biçimde sözeden kitaplardan biri de, "dafiu'l-gumum ve rafiu'l-humûm". yani, "gamları defeden ve kaygıları kaldıran kitap".
yazarı, gazali. asıl adı ahmed ama döneminde "deli birader" diye anılmış. böyle adlandırılmasının sebebi, bir şiirinde "mecnun belâ çölünü baştan başa geçip gam dolu evime geldi, 'ne bu hâlin birader?' diye sordu" demesi. yavuz sultan selim'in kardeşi şehzade korkud'a ithaf ettiği ünlü eseri "gamları defeden ve kaygıları kaldıran kitap", yedi fasıldan meydana geliyor ve fihristi şöyle:
birinci fasıl: nikâhlı kadınların faziletlerini yazar, cinsel ilişkinin faydalarını bildirir.
ikinci fasıl: kulampara dostların ve zanpara biraderlerin arasında olan tartışmayı anlatır.
üçüncü fasıl: servi boylu erkek çocukların ve lâle yanaklı dilberlerin sohbetlerinin hoşluğuna işarettir.
dördüncü fasıl: gümüş bedenli kadınlarla ve gümüş tenli genç kızlarla cinsel ilişkide bulunmanın zevkini anlatır.
beşinci fasıl: sabuna, rüyada boşalmaya ve hayvanlarla ilişkiye ait sözleri bildirir.
altıncı fasıl: rencûrların (iyi huylu olmayanların) ve muhannislerin (pasif eşcinsel erkeklerin) pis hallerini gözler önüne koyar.
yedinci fasıl: kıptîlerin (çingenelerin) yoldaşlıklarını ortaya çıkartır.

[devam edecek]



kaynaklar: 
-"çıplaklık ve utanç" hans peter duerr | dost 1999 | çev t. onur
-"tarihte cinsellik" reay annahill | dost 2003 | çev. s. gül
-"memenin rarihi" marilyn yalom | çitlembik 2002 |a. gün
-"osmanlı'da seks" murat bardakçı | inkılap
-"müslüman osmanlı toplumunda arzu ve aşk" dror ze'evi | kitapyayınevi 2008 | çev. f. aytuna

-"seks ve ceza - arzuyu yargılamanın dört bin yıllık tarihi" eric berkowitz | kolektif 2013 | çev. o. düz
-nişanyan'ın şu yazısı


Share on :

Hiç yorum yok:

 
Copyright © 2015 benhayattayken
Distributed By My Blogger Themes | Design By Herdiansyah Hamzah