mesai -II-

27 Şubat 2017

altan erbulak, şevket altuğ, metin akpınar, zeki alasya ve ercan yazgan

şöyle bi yer var. dünyanın en uzak yeri deniyor haberde. ki haklılar da. afrika'yla güney amerika kıtasının tam ortasında, en yakın şehre 2778 km uzaklıkta 275 nüfuslu bi ada imiş burası.

müslümanlar neden geri kaldı? 1879'da osmanlı rus savaşı'nın ardından kaleme alınan rapor: 1 - 2 

şurada çok tatlı bi kaç fotoğraf var. jana ramanova, bebek bekleyen çiftleri onlar mışıl mışıl uyurken fotoğraflamış.

schoupenhauer şöyle yazmış: "okumama sanatı çok önemlidir. Bu sanat, herhangi muayyen bir zamanda halkın dikkatini celbeden ne varsa onunla alakadar olmamaktan geçer. Siyasi ya da dini bir kitapçık, bir roman ya da şiir şamata koparmaya başladığında, hatırla, ahmaklar için yazanın okuru bol olur. İyi kitaplar okumanın ön koşulu, kötü kitaplar okumakla zaman kaybetmemektir, zira hayat kısadır."

burayı tıkladığınızda karşınıza bi dünya haritası çıkıyor. sonra dilediğiniz bir ülkeyi seçiyosunuz ve 1900'den günümüze, o ülkenin popüler şarkılarından örnekler dinleyebiliyosunuz. mesela ben şimdi türkiye'yi tıkladım, 1930'u seçtim ve safiye ayla'dan "oğlanın davarı"nı dinlemeye başladım.

şu şarkı negzel.

az önce adalet ağaoğlu'nun "ölmeye yatmak"ını bitirdim. roman 30'lu yılların başlarında bir ilkokul müsameresi hazırlıkları esnasında başlıyor ve biz o müsamerede rol alan çocukların, genç cumhuriyetle birlikte yetişkinliklerine doğru ilerleyişlerini, bir otel odasında intihar maksadıyla bir yatağa çırılçıplak uzanmış aysel karakterinin geri dönüşleriyle birlikte izliyoruz. tam da cereyanlar'ı okurken başlamıştım romana, ara ara dinlenmek için okurum diye ama, bırakamadın sonra elimden. cereyanlar bir süre için sırtını dönmüş, sırasını bekler halde masa lambasının dibinde kalakaldı böylece. (ama şimdi "bir düğün gecesi"ne başlamadan önce bi süre cereyanlar'a devam etmeyi düşünüyorum.)

şu postcast ile neşet ertaş'a doyuyoruz. (bi konserinde aşka gelip bağlamasını ısırdığını biliyor muydunuz neşet ertaş'ın?)

moonligth'ı izledim az önce. sert bi film. ama birinin dediği gibi son 10 yılın en iyi filmi mi? yok be. o kadar diil. ama iyi film tabii. bir saat elli dakkanın nasıl geçtiğini anlayamıyosunuz. sonra kalktım, kıprıs şehitleri'ne doğru dolmuşa bindim ve sık sık filmi düşünürken yakaladım kendimi. öyle filmlerden yani.

şu kızlar:)

Share on :

Hiç yorum yok:

 
Copyright © 2015 benhayattayken
Distributed By My Blogger Themes | Design By Herdiansyah Hamzah